Bağımlı Yanım


   Kemal Bey rahat koltuğundan ayaklanıp üzerine beyaz önlüğünü geçirdi, siyah saçlarını düzeltip aynadaki görüntüsünü inceledi. Yorgundu, yoruluyordu ama yaptığı işten ve yapacağı işlerden alacağı tatminlik onun yorgunluğunu geçiriyordu.

   Silkinip masasındaki hasta günlük raporlarını ve çizelgelerini kaptığı gibi kendini dışarı attı. Çalıştığı hastane bir nevi rehabilitasyon merkezi işlevi de görüyordu. Alkol, sigara, uyuşturucu ve birçok madde bağımlısı genç burada iyileşinceye kadar tedavi görüyordu. Teker teker tüm hastalarının günlük şikayet ve dertlerini dinledikten sonra öğle yemeği vaktinin geldiğini anladı ve tam yemekhaneye gidecekken duyduğu tiz çığlık sesleriyle yerinde kilitlenip kaldı. Ses girişten geliyordu isyan eden genç bir kız sesiydi, yönünü girişe çevirip seri adımlarla koştu. Gördüğü manzara üzerine irkildi. Sedyede titreyen ufak beden onu ürkütmüştü. Çok genç bir kızdı karşısındaki. Siyah kısa saçları, morarmış göz altları ve soluk teni resmen sedyede sırıtıyordu. “Kemal Bey hasta adı Zerrin Atasoy, 17 yaşında uyuşturucu ve alkol bağımlısı, komaya girmiş.” Kemal. sedyeyi tutan görevliyi pür dikkat dinleyip doğruca tedavi merkezine yönlendirdi. Gencecik kızdı, hayatını en dolu yaşayacağı zamanlarda acı çektiriyordu kendine, içi titredi. Birkaç saat geçtikten sonra genç kızın kaldığı odaya gitti. Zerrin’in elleri sedyeye bağlıydı, yanına oturdu. Dosyasını inceledikten sonra yeni bir sayfa açtı, tam dalmıştı ki kıkırdama sesiyle irkilip bakışlarını odanın içinde gezdirdi. Zerrin hafif doğrulmuş duvara bakıyordu. Kemal, hafif öksürüp ortamı ciddileştirdi. “Neden bu haldesin biliyor musun Zerrin?” Genç kız omuz silkip derin bir nefes aldı. “Halimi bilmeyecek durumda değilim, bırakın gideyim iyi hissediyorum.” Kemal başını olumsuz anlamda sallayıp arkasına yaslandı. “Burada psikiyatrist olarak çalışıyorum. Ne derdin varsa bana anlatabilirsin, çözebiliriz yani sana yardımcı olabilirim.” Genç kız sesli bir kahkaha atıp gözlerini Kemal’e doğru dikti. “İstemiyorum, beni ayakta tutan şeyler ile mutluyum, vazgeçmek şöyle dursun ben bağımlı yanlarımla özgürleşiyorum. Artık gidebilir miyim Doktor Bey?” Kız neler diyordu böyle, daha birkaç saat öce ölümün eşiğinden dönmüştü bağımlılıklarından korkacağına daha fazla bağımlı kalmak için direniyordu. Ne yaşamıştı da bu hallere düşmüştü kim bilir. “Ailen nerede Zerrin?” Sıkkınlıkla iç çekmiş ve konuşmamak için başını başka yöne çevirmişti zerrin. “18 yaşından küçük olduğun için tedavi göreceksin devlet ve sosyal hizmetler seninle ilgilenecek.” Ayağa kalkmak için dosyaları elinde toplamıştı ki bir hıçkırık sesi duydu. Ağlıyor muydu şimdi de ama neden? “Neden ağlıyorsun?” bir hıçkırık daha firar etti dudaklarından “Acınacak haldeyim Doktor, halden anlamıyor hiç kimse. Anlat diyorsun sığmıyor içimdekiler buraya. Alkol içip kafa uyuşturuyorum. Uyuşturucu desen tescilli delirtiyor insanı. Beni tedavi edersen özgürlüğümü kısıtlayacaksın. Gitmek istiyorum sadece.” Bir solukta bin hayatı özetlemişti Zerrin. Bu hastanede tedavi olan tüm genç hastalar böyle şeyler söylemiş, ardından iyileşmişlerdi. Ama Zerrin farklıydı, inat ediyordu resmen. Kemal yatağın ucuna oturup kızın kollarına baktı, delik deşikti, içi burkuldu. “Hayatını değiştirmek senin ellerinde Zerrin. Sen kötü şeyler yaşamış olabilirsin ama kimler neler atlatıyor. Doğru bir şey mi bu yaptığın? Gençsin, kanının kaynadığı yaşlarını gözyaşı dökerek geçiriyorsun. Hak ediyor musun böyle bir hayatı? İzin verirsen beraber atlatırız bu günleri. Ölüyordun birkaç saat önce. Komadaydın. İzin ver Zerrin.” Genç kız biraz düşünmüş ardından olumluca başını sallamıştı. Kemal koşarak odadan çıkmış tedavi için işlemlere başlatmıştı.

   Aylar geçmiş, Zerrin hala arada krizlere girse de kendini toparlamaya başlamıştı. Zayıf vücudu dirençleşmiş, soluk benzine renk gelmişti. Sosyal aktivite olarak gittiği piyano kursu hayatında büyük bir değişime yol açmıştı. Hastanedeki diğer gençler de Zerrin’i örnek alıyor, el becerilerini geliştiriyorlardı. Kemal bir gün Zerrin’in kurs gününe gitmiş orada saatlerce onu izlemişti. Bir savaşı kazanmışlığın gururuyla başını dikleştirdi. Güç, bağımlılık buydu. Bir şeye bağlı kalmak gerekiyorsa bu hayat olmalıydı. Hayata bağımlı kalınmalıydı. Müzikle, resimle, şiirlerle, kitaplarla tutunmalıydı insan. Zerrin bunu başarmıştı. O kendini yenmiş hayata atılmıştı. Şimdi gülümseyerek piyano tuşlarını ağlatıyordu. Arkasında mutluluk göz yaşları döken Kemal Doktoru görmeden. 

-Emine Yıldırım