Balığı Bekleyen İnsan


Deniz ne kadar sakin.. hava ne kadar da pürüzsüz..  sanki, ağır çekim moduna otomatik olarak geçmiş her şey.. benim bir şey yapmama gerek kalmadan; suyun hareketlerine bak , bugün çok lodos yok ondan öyle keyifli bir süzülüş hakim, deniz yatağında keyif yapan martılar ve yakaladığı balığı ağzında tutmaya çalışan bir karabatak da var orda, ne güzel bir akşamüzeri; güneşi hiç bu kadar büyük görmedim mi ben daha önce? nedense bu akşam sanki devasa muntazam bir kor, karşımda.. ufuk çizgisinde yakaladım, günün en güzel anlarından birini; ve işte şimdi bitmek üzere..  

Algılarım çok açık, kalabalık da benim gibi sakin, kadının biri esneme hareketleri yapıyor, ya koşusuna başlayacak ya da bitirmiş; iki kadın orda taşın üzerinde oturmuşlar, biri olta başında balık beklerken diğeri çok mutlu bir şeyler karalıyor, balıkçı olan kadın tek bir noktaya bakakalmış, oltanın döndüğü noktaya, balığı bekleyen insan psikolojisi.. burada ki tüm balıkçılara baktım, hepsine ama hepsine; oltalarını attıkları yöne dönmüşler, bakışları o yönde, belki denizdeki olta ucunda bekliyorlar; kısmetlerini bekleyen insanlar, gelene veya gelmeyene de eyvallah diyorlar..  

Okuduğum kitapların birinde diyordu ki; hiç bilmediğim ve görmediğim, hakkında en ufak bir detaya bile sahip olmadığım, gelecek için önceden şükran duymak farklı enerjiler doğururmuş; oltamı atıp beklerken geleni veya gelmeyeni de ağır başlılıkla ve şükranla alıyor ve kabul ediyorum, şükretmek isteğin kabulünün son noktası değil midir zaten? 

Tüm sahil boyunca aklımda neredeyse çok az düşünceyle yürürken, sonradan, düşündüğüm üzerinde durduğum resmen mesai harcadığım çalıştığım şey; bu anın içinde olma duygusu, kolay bir şeyler de değil ama eskiden daha zordu ve artık alıştım ve aynı zamanda istiyorum da; zor olan zihnimi serbest bırakırken ruhun da teslim olmasını sağlamak gibi; açıkçası hiçbir çaba hiçbir düşünce olmadan zihnimin dinginliği artık çok hoşuma gidiyor.. meditasyona en başlarda hiç inanmasam da şu anda denemeye bile çalışmak benim huzurumu arttırıyor, sanki her denemede bir başka yöne gidiyorum, sonsuz olasılıklar içinde olmanın güzelliğini biraz bile hissedebilmek.. iyileştirici bir huzur.. hep aradığım ve senin de belki de.. zaten, aslında bunu kendi içimde buluyor olmam muhteşem değil de nedir..  

Gözlerini kapadığın zaman ilk aklına neler geliyor.. işin mi para mı hangi sorunlarla savaştığın veya hayatında güzel giden bir detay mı, ev mi alıyorsun yoksa hediye mi seçiyorsun.. milyonlarca düşünce.. ben, zihnimi bazen ve hala şuna benzetiyorum; bizim burada her semtte bir kaç apartman yenilendiği için sokaklarımız eskisi gibi değil ve arka bahçeler tam bir çöplük, ne ararsan; plastikler betonlar demirler kağıtlar torbalar aman tanrım, bugün balkondan bakarken bir anda zihnim şu sinyali verdi; bu gördüğüm tüm çöpler bana hepimizin zihinlerinin çok büyük bir kısmının nelerle dolu olduğunu hatırlattı.. ben bu tür bir zihinle yaşamaya devam etmek istemiyorum.. bu yüzden bu saçmalıkları temizlemeye mutlulukla çalışıyorum; sen de bir düşün isterim.. beynimizin küçük bir kısmını kullandığımızı ve diğer kısmı neden kullanamadığımızı merak etmiş miydin? belki az önce asıl kapasitenin nelerle kirlendiğini fark etmişsindir..

-Ecem Güler

20May