Taş Devrinde Milyoner


Taş devri dünya tarihinin en eski çağı olarak bilinir. Taş devri zamanlarında yaşayan Volga küçük yaşta babasını bakımsızlık yüzünden kaybetmiştir. Annesi ile bir başına kalan Volga hem bakımsızlık ile hem de yokluk ile mücadeleye başlamıştır. Annesi elinden geldiği kadar Volga için çabalasa da yokluk için bir çözüm bulamıyor, kahroluyordu. Annesi yemek ihtiyaçlarını karşılamak için zaman zaman avlanıyordu, kimi zaman da etraftaki bitkilerden yemek ihtiyacını karşılıyordu. Tabi bu anlattığım her zaman gerçekleşmiyor, çoğu zaman Volga ve annesi ne yazık ki aç uyumak zorunda kalıyorlardı. Günlerden bir gün annesinin artık açlık ve sefalet canına tak etmiş ve canı pahasına avlanmaya karar vermişti. Tabi avlanmak için de bazı aletlere ihtiyaç duyuluyordu, ama civar aileler tarafından eşyaları ödünç kullanıyorlardı.

Aletleri edevatları kuşanan anne orman civarında keşfe çıkmış, Volgayı’da aile dostlarına emanet etmişti. Korkusuz anne, avlanacak hayvan bulamadığı için geceyi ıssız ormanda tek başına geçirmek zorunda kalmıştı. Geceyi zor da olsa bir şekilde atlatmıştı ama çok uzaklara gittiğini fark edip yönünü kaybetmişti. Cesur anne, kararlı olduğu için eve eli boş dönmemesi gerektiğini düşünüyor, etrafında canı pahasına hayvanlar ile kapışmaya kendisini hazırlıyordu. Etraftan bir ses gelmişti, evet işte beklediği an kapıya dayanmıştı galiba. Aletlerini kuşanıp arkasını dönen anne gördüğü karşısında şok yaşamıştı. Hâlbuki kendini hazırlayarak gelmiş ve çok emin bir şekilde ilerlemişti. Ama hayatta her şey istediğimiz gibi gitmemekle birlikte, ummadığımız sürprizleri de karşımıza çıkarıyordu. Şoka uğramasına sebep olan hayvan iri yarı, gösterişli, kıllı bir hayvandı. Evet, hatırlamıştı dostları bu hayvanı daha önce görüp, savaşlarını bahsetmişlerdi, Volga’nın annesine. Bir adım geri atan anne, hayvanın üstüne atlayacağını anladığı için sopanın ucunun taşlar ile sivriltilerek oluşturulan aletiyle hayvanın üstüne atıldı. Ama tabi ki de başarısız olup, oracıkta hayatını kaybetti. Volga her gün annesinin dönmesini bekleyerek günlerini geçirirken, diğer insanlar avlanmaya çıktıkları zamanlarda ormanda ceset parçaları gördüklerini anlatıyorlardı.

Epey zamandır haber alınmayan Volga’nın annesi olduğu apaçıktı. Yıllar geçti ve bir başına kalan Volga artık delikanlı olmuştu. Kendi yemeğini buluyor, etraf hakkında keşifçi bir gözle bilge unvanını bile almaya uğraşıyordu. Volga bazen günlerce avdan dönmüyordu ama geri dönüşünde civardaki sefil ailelere de yemek yardımında bulunuyordu. Artık Volga köylünün cengâver delikanlısı unvanını almıştı. Taş devrinde hep yoksulluktan bahsetsek de, isimleri nam salan milyoner zengin bir aile de mevcuttu. Valentino bu milyoner ailenin delikanlısı olup çok hırslı rahatlık düşkünü ve bencil bir adamdı. Babası ve annesini barınaklarının uğradığı hayvan saldırısı sonucunda kaybeden Valentino yoksulluk çekmemiş, etrafındakileri de hiçbir zaman kale almamıştı. Valentino’nun bir sürü hayvan avlama aracı ve birçok emrinde çalışan adamı vardı. Bu emrinde çalışan adamlara iyi bir barınak veren Valentino’nun kendi kulübesi de etrafın en lüks kulübesiydi. Valentino’nun kulağına Volga’nın namı gelmiş ve onca varlığın içinde onun namını bile kıskanmıştı. Volga’yı görmek için yola çıkan Valentino gördüğü karşısında şok yaşamıştı çünkü Volga diye bahsedilen korkusuz avcı bir kadındı. O kadar güçlü ve korkusuz olarak anlatılan Volga’nın erkek olduğunu düşünen Valentino, iyice hasetlenmiş, kendisinin erkek olmasına rağmen bu unvana erişememenin azabını çeker olmuştu. Delikanlı olarak bilinen Volga Valentino’nun civarında dolaşmasına hiç hoş bakmamış ve istememişti. Volga sadece avlanarak insanların kalbinde taht kurmamıştı. Volga’nın çok yararlı icatları da olmuş ve hatta olmaktaydı da.

Taşları yontarak keskin aletler haline getiren Volga hem avda hem de barınak yapma konusunda insanlara çok yardım etmişti. Taşları yontup şekil vererek bıçak, balta hatta ok bile icat etmişti. Bunun yanı sıra barınak yapımında da çeşitli yöntemler geliştirerek daha konforlu bir yaşama sahip olmaya çalışmaktaydı. Bunların hepsini duyan Valentino köyün milyoneri unvanı ile yetinmeyip Volga’nın önünü kesmek istemekteydi. Volga ile evlenirse onun ilerlemesini durdurabilir icatlarını ele geçirebilirdi. Bu planı devreye sokmak için Volga’nın ava çıkmasını bekleyen Valentino kendisini ava hazırlamaya başlamıştı. Volga’nın ava çıktığı haberini alınca, arkasından hemen oda gitmiş ve Volga’yı köşeye sıkıştırmanın bir yolunu aramaya başlamıştı. Volga ilk gün avdan istediği sonucu alamayınca bir gece ormanda konaklamaya karar vermişti. Valentino bu gecenin onun şansı olduğuna inanıp planını başlatmakta kararlıydı. Gece vakti Volga’yı uyurken köşeye sıkıştıran Valentino büyük bir boğuşma yaşamış ve çok şaşırmıştı. Volga’nın bu kadar güçlü olabileceğini düşünmeyen Valentino bir yolunu bulup onu yenmişti. Ama hiç beklenmedik bir olayla karşılaşan Valentino’nun o gün son gecesi olmuştu. Arkasından bir keskin darbeye maruz kalan Valentino karşısında tüm köylü ile kendi çalışanlarını görmüştü. Hayatını orada kaybeden Valentino o kadar cimri ve acımasızdı ki kendi çalışanlarına yapmadığı iyiliği Volga çalışanlarına yapmış ve kalplerini kazanmıştı. Çalışanlar Valentino’nun planından haberdar oldukları için, kendilerine onca iyilik yapan Volga’yı kurtarmak adına köylüye haber verip Volga’nın hayatını kurtarmışlardı.

Ne kadar malın, mülkün, gücün olursa olsun insanın eğer kibirden ve hasetten gözü dönmüşse ona en rahat yatakta bile uyku haramdır. Elindekilerin kıymetini bilmek, daha çoğunu istemektense size rahat bir hayat, rahat bir vicdan verecektir.

-Veli Şengöz