Yok Oluş


Küçük bir kasabada, kendi küçük dünyasında yaşayan dünya tatlısı bir kız yaşarmış. Her sabah erkenden uyanır köyünün temiz havasını derin derin içine çeker sonrada canı gibi sevdiği hayvanlarının yanına gidermiş. Önce koyunlarının yanına gider onların karınlarını doyururmuş. Koyunların yanından çıkarken civcivleri peşine takılır beraber koşarlarmış. Küçük kız civcivlerle koşmayı öyle çok severmiş ki üzün olduğu zaman bile hemen yanlarına gider peşinden koşmalarını beklermiş.

Her gün küçük bir patika yolu takip ederek büyükannesin görmeye gidermiş. Yolda giderken kimi görse onunla konuşur bir yardıma ihtiyacı olan varsa hemen giderek yardım edermiş. Bizim küçük kız köylüler tarafından çok sevilirmiş tabi bizim kızda bir o kadar köylüleri severmiş. Karşısına kedi çıksa kedinin köpek çıksa köpeğin yanına gider önce uzaktan biraz konuşur hayvanın yanına gelmesini beklermiş hayvan kaçmazsa onu sevmeye başlar ve bir yeni arkadaş daha edinirmiş. Bir gün her zaman yaptığı gibi aynı yoldan büyükannesine gidiyormuş ama o gün etrafta kimseler yokmuş her yer çok sessizmiş, küçük kız sevmemiş bu sessizliği o kuşların insanların seslerini duymak onlarla konuşmak istiyormuş. Patika yolda ilerlerken acı acı ses çıkartan bir hayvanın sesini duymuş adımlarını hızlandırarak sese doğru gitmiş. Fark etmemiş ama sese giderken patika yoldan çıkmış ve kendini bir evin avlusunda bulmuş. Etrafa göz gezdirmiş kimse var mı diye çünkü o köyde kimse kimsenin avlusuna izinsiz girmezmiş ama kimseyi görememiş. Etrafa bakınırken yavru bir köpek görmüş başını bir tele sıkıştırmış ve oradan kurtulamadığı için uluyormuş küçük kız hemen yanına gitmiş ve ona yardım etmiş. Köpek yavrusu, küçük kızı takip etmeye başlamış onu kurtardığı için küçük kızın yanından ayrılmak istemiyormuş. Böylelikle Küçük kızın çok sevimli minik bir dosttu daha olmuş. Bu minik sevimli dost her gün patikanın aynı yerinde küçük kızı bekler, küçük kızla birlikte büyükannesine gidermiş.

Her geçen gün böyle birbirini kovalamış. Bir sabah küçük kız her zamanki gibi büyükannesine gitmek üzere yola çıkmış. Ama bu sabah diğer sabahlardan farklıymış güneş kendini göstermemiş hava öylesine kapalıymış ki küçük kızın annesinin yüreğine bir acı çökmüş kızına ‘Bugün gitme kızım büyükannen kızmaz sana hem yarın bende gelirim beraber gideriz olmaz mı? ‘ diye sormuş ama küçük kız annesine ‘Olmaz annecim. Seni çok seviyorum hoşça kal.’ Demiş ve yoluna devam etmiş. Zaman ilerledikçe annesinin yüreği daha çok acımaya başlamış, bu acıya dayanamayınca düşmüş küçük kızın peşinden patika yola. Küçük kızın annesini gören herkes, küçük kızın nerede olduğunu bugün görmediklerini söyler anne çok telaşlanır, sabah evden çıkan küçük kızını nasıl olurda kimse görmez diyerek düşüncelere dalar. Patika yolda ilerlerken sevimli köpek yavrusu her zaman ki yerinde küçük kızı bekliyormuş. Küçük kızın annesi köpeğin de orada olduğunu görünce çok korkmuş ve koşarak büyükannenin evine gitmiş. Ama küçük kız orada da yokmuş, büyükanne küçük kızın bu sabah gelmediğini söyler ve annesi gözyaşlarına boğulur. Küçük kızın ortada olmaması tüm köylüye yayılır. Herkes el birliği ile günlerce küçük kızı arar ama hiç kimse küçük kız hakkında bir şey bulamaz. O günden sonra güneş bir daha asla eskisi gibi doğmamış, kimse eskisi gibi gülmemiş herkesin gözleri küçük kızı arar olmuş. Yıllar geçmiş sevimli minik yavru artık kocaman olmuş ama bir gün bile patika yolda beklemekten vaz geçmemiş. Küçük kız herkesin yüreğinde var olsa da bir daha kimse küçük kızı görememiş. 

-Melisa Demir