Aristoteles


Aristoteles Kimdir?

MÖ 384/3’te ve Stageria’da doğduğu tahmin edilen Aristoteles, kendi dönemindeki pek çok felsefeci gibi, Platon’un Atina’da bulunan Akademia adlı felsefe okuluna gitmiştir. Aristoteles, burada yirmi yılı aşkın bir süre kadar kalır ve bu süre zarfında doğal olarak hocası olan Platon’un görüşlerinden etkilenir. Ardından, önce Assos’ta ve sonra Midilli’de olmak üzere kendisi de felsefe okulları kurarak ders verir. Makedon Sarayı ile yakın ilişkiler içerisinde olan Aristoteles, bu ilişkisi sebebiyle Atina tarafından genellikle kuşkuyla karşılanır. MÖ 335/4 dolaylarında ise tekrar Atina’ya döner ve bu sefer de Liseum isimli felsefe okulunu kurar.

Birbirinden farklı konularda pek çok eser ortaya koyan Aristoteles, aynı zamanda felsefe tarihinin de bu denli çeşide sahip nitelikli eserler kaleme alan felsefecilerinin başında gelen isimlerdendir. Orgaon adlı eseri, mantık disiplinini baştan yarattığı için onun en önemli eserleri arasında yer almaktadır. Altı bölümden oluşmakta olan kitabın özü, akıl yürütmenin dayandığı temel ilkelerin irdelenmesine dayanmaktadır. Aristoteles’in Metafizik adlı bir diğer ürünü de varoluşsal problemlerini ele alır nitelikte yazılmış bir eserdir.


Aristoteles’in Varlık Felsefesi

Platon’un öğrencisi olan Aristoteles de Platon gibi doğada mevcut olan değişimin kendisine rağmen değişmeden kalan bir öz bulunması gerektiği düşüncesine sahiptir ama ona göre; bu form, görünür şeylere içkin olarak varlığını ortaya koyar hatta görünürlüğe biçim veren bu özün ta kendisidir. Yani Aristoteles’e göre madde, sahip olduğu öz neticesinde gerçekliğe kavuşur ve çeşitli niteliklere sahip olur fakat bu öz de kendini yalnızca maddede gerçekleştirebilir aksi takdirde açığa çıkması mümkün değildir. Aristoteles için varlığın gerçekleşmesi, tamamen maddede gizli olarak mevcut bulunan özün edimselleştirilerek ortaya çıkartılmasına bağlıdır. Bütün şeyler, özünü mükemmelleştirerek tamamlama amacına yönelik hareket etmektedir ve bu mükemmelleşme sürecinin derecesine göre aşağıdan yukarı doğru sıralanmaktadırlar. En aşağıda, özün edimselleşmesinin düşük derecede gerçekleştiği cansız varlıklar bulunurken en yukarıda, özün tamamen edimselleşmiş olduğu Tanrı bulunmaktadır. Tanrı ise hareket etmez, hareket ettirir.

Aristoteles’e göre, bir bütün olarak evren, dört sebep yörüngesinde meydana gelmiştir ve bunlar: Maddi neden, formel neden, amaç neden ve etken nedendir. Maddi nedeni açıklayan, bir şeyin yapıldığı malzemedir. Formel neden, yapılan şeyin biçimidir. Amaç neden, o şeyin yapılış amacıdır. Etken neden ise o şeyin yapılış amacı doğrultusunda maddeye biçim veren gücün kendisidir.

Öz, maddede meydana geldiğinde daima belli kavramları da bünyesinde barındırır, bu kavramlar: Töz, nicelik, nitelik, ilişki, yer, zaman, konum, iyelik, etkinlik ve edilginliktir. Saymış olduğumuz bu on kavramın dokuzu ilinek olarak kabul edilirken biri de töz olarak adlandırılır.

Aristoteles, ne kadar varlık teorisi varsa aynı çeşitlikte de hareket olduğu görüşünü savunur. Ona göre madde, hareket ettirilen iken form, hareket ettirendir. Dolayısıyla bir şey, formuna ne denli yakınsa o şeyin hareketi de aynı doğrultuda mükemmellik kazanmaktadır. Buradan yola çıkarak Aristoteles, evreni üç bölüme ayırır. Ay altı âlem olarak adlandırdığı yeryüzünde bulunan her şey, Empedokles’in dört nedeni olan toprak, su, hava ve ateşten meydana gelmiştir ve hareketleri doğrusal niteliktedir.


Aristoteles’in Bilgi ve Mantık Felsefesi

Aristoteles, bilimi üç ayrı çerçevede ele alır: Teorik bilimler, pratik bilimler ve poetik bilimler. Teorik bilimler, bilginin kendisi adına ortaya konur ve matematik, fizik, metafizik gibi disiplinler bu bilim grubuna dahildir. Pratik bilimler, doğrunun eyleme dökülebilmesinde kullanılır ve retorik, strateji gibi ögeler bu bilim grubuna dahildir. Poietik bilimler ise bilgiyi, bir şey üretmede araç hâline getirir ve sanatın dalları ile zanaat biçimleri de bu bilim kategorisinde şekil almaktadır.

Aristoteles, bu saydığımız bilimlerde yöntem olarak uygulanması gereken bir disiplin olan mantıktan da bahseder ve mantığın esası, doğru akıl yürütüme biçimlerini çözümlemek ve bunun ilkleri ile kurallarını belirlemeye dayanmaktadır. En basit biçimiyle mantık, doğru çıkarımlar türetme yöntemi anlamına gelmektedir ve bu, iki şekilde yapılabilir: Tümdengelim ve tümevarım. Tümdengelim, tümelden tikele doğru akıl yürütmeyi tanımlarken tümevarım, tikelden tümele doğru akıl yürütmeyi tanımlamaktadır. Ortada geçerli bir akıl yürütme olması durumu üç temel ilkeye bağlıdır, bunlar: Özdeşlik ilkesi, çelişmezlik ilkesi ve üçüncü hâlin imkânsızlığı ilkesidir. Özdeşlik ilkesine göre, A, A’dır yani her şey kendi ile özdeş durumdadır. Çelişmezlik ilkesine göre, bir şey aynı anda hem A olup hem de A olmayan olamaz yani bir önerme aynı anda hem doğru hem de yanlış olamaz. Üçüncü hâlin imkânsızlığı ilkesine göre ise bir şey ya A’dır ya da A olmayandır yani bir önerme ya doğrudur ya da yanlıştır, bir üçüncü şıkkın olması durumu söz konusu olamaz.


Aristoteles’in Ruh Felsefesi

Aristoteles, ruhu bir bütün olarak ve yetileri ile ele almak gerektiğini savunmuştur ve bu doğrultuda da ruh göçü diye adlandırılan ruhun bedenden ayrılarak tek başına bir yaşam sürebileceği düşüncesini eleştirmiştir. Aristoteles’e göre öz ve madde birbirinden asla ayrılamayacağından ruh ve beden de bir bütün olarak bulunmak durumundadır. Ruh, bedenin hareketinin sağlayıcısıdır, dolayısıyla bitki ve hayvanlarda da ruh bulunmaktadır. Bu ruh bitkilerde, beslenme düzeyinde; hayvanlarda, hem beslenme hem de duyum düzeyinde ortaya çıkmaktadır. İnsanlarda ise ruh; beslenme, duyum ve akıl olarak kendini göstermektedir. İnsanların sahip olduğu akılsal ruh da etkin ve edilgin akıl olarak ikiye ayrılmaktadır. Etkin akıl, soyut düşünceyi temel alır ve ölümsüzdür; edilgin akıl ise bedene dayalı bir hareket geliştirir ve duyuların algılanması yoluyla kendini var eder. Aristoteles’e göre insan, bu durumda hayvanlar ve Tanrı arasında bir yerde konumlanmış bulunmaktadır.


Aristoteles’in Ahlak Felsefesi ve Erdem Kavramına Bakış Açısı

Aristoteles etiğinde tüm eylemler, daima bir erek doğrultusunda ele alınırlar ve insana dair ortaya konan eylemler, insanın mutluluğu ile iyiliği amaçlarına yöneliktir. Bu sebeple, Aristoteles’in etik anlayışı mutluluk üzerine ortaya konmuş bir ahlak anlayışı olarak değerlendirilmektedir. Onun açısından iyi bir birey olma durumu yahut mutlu olmak, sadece erdeme uyacak biçimdeki etkinliklerin hayata geçirilmesi ile ulaşılabilecek şeylerdir. Peki, erdem nedir? Aristoteles e göre erdem ruhun bir bütün olarak hareket edebilmesi ve bedenin sahip olduğu işlevleri uygun olarak yerine getirmesi koşullarında açığa çıkmaktadır.

Bir eylemin ahlaki değer niteliğine sahip olabilmesi, o eylemin gönüllü, bilinçli ve özgür iradeye dayalı olarak seçilmiş olması durumlarına bağlıdır. Aristoteles’e göre, daima erdemi seçmek ve bunu alışkanlık hâline getirmek, erdemli bir kişiliğin ortaya çıkmasının temel unsurlarıdır ve bu unsurlar, insanın istekleri ile seçimlerinin eğitilmesi ile gelişmektedir.


Aristoteles’in Toplum ve Siyaset Ahlakı

Aristoteles için insan, toplumsal bir varlıktır ve yaşadığı toplumdan ayrı düşünülemez. İnsanın iyiliği gerçekleştirme amacına ve mutluluğa ulaşabilmesi durumu ancak devletin varlığı ve insanın toplumsal yaşamın içerisinde kendini var etmesi durumları ile mümkündür. Devletin varlığı da insanın mutluluğu içindir çünkü Aristoteles’e göre devlet, insanın doğal ihtiyaç ve eğilimleri doğrultusunda doğduğundan doğada bulunan tüm şeyler gibi bir doğallık içermektedir.

-Öykü Karakuş