Türk ve Dünya Klasiklerinden Bir Demet Öneri


Kitaba ve edebiyata derinden bağlı olan herkesin kütüphanesinde mutlaka yer alan, okumaya doyamayacağı eserler vardır. Bunlar, hayatınıza yön veren, aydınlatan ve sizi olduğunuz kişi yapan kitaplardır. Bu yazımızda, kitap kurtlarının severek okuyacağı Türk ve dünya edebiyatının öncü eserlerinden bazı kitapların tanıtımını sizlere sunuyoruz.


Sineklerin Tanrısı

Sineklerin Tanrısı, Nobel Edebiyat Ödüllü yazar William Golding’in yazdığı eşsiz bir romandır. Issız bir adaya düşen, yaşları 8 ile 12 arasında değişen bir grup çocuğun başından geçenler anlatılır. Yanlarında büyükler olmadan hayatta kalmaya çalışan çocuklar, büyüklerin gelip onları kurtarmasını beklerler. Bu bekleyiş sürerken birlikte yaşamayı ve bir toplum olmayı öğrenmek zorundalardır. Bu eser ne kadar bir çocuk kitabıymış gibi görünse de, aslında çok derin ve alegorik anlatıma sahip, sosyolojik tespitlerle dolu bir romandır.


Dönüşüm

1915’te Franz Kafka’nın kaleme aldığı öykü türündeki bu eser, toplumun burjuva kesiminden insanların aile bağları ile ilgili oldukça çarpıcı tespitler yapmıştır. Bunun yanı sıra toplumsal olarak yaşanan bazı gerçekleri de ele almıştır Kafka. Öykünün kahramanı bir sabah uyandığında kendini devasa bir hamam böceğine dönüşmüş şekilde bulur. Hayatının, aile bireyleriyle ve toplumla iletişiminin çarpıcı bir şekilde değiştiğini de göreceksiniz.


Körlük

Körlük, Nobel Edebiyat Ödüllü yazar José Saramago’nun belki de en dikkat çeken ve en çok konuşulan kitabıdır. Roman, bir adamın aniden ve hiçbir sağlık sıkıntısı yokken kör olmasıyla başlar. Bunun ardı sıra ülkede yaşayan herkes tek tek kör olur. Toplumda bulaşıcı bir körlük illeti başlamıştır. İnsanlar kör olmaktan uzak durmaya ve kör olanları kendilerinden ayırmaya çalışırlar. Bu eser, toplum olmanın nasıl zorluklarla mücadele etmek demek olduğunu bizlere gösterir. Bir kadının bireysel çabası ve bitmeyen umuduyla insanların nasıl örgütlenebildiğine de kitapta şahit olacaksınız. 


Veba

Yine Nobel Ödüllü bir yazar olan Albert Camus tarafından yazılan bu eser, bir kentte yaşayan insanlar arasında baş gösteren veba salgınını ve toplumun bu salgınla mücadele edişini anlatır. Camus bu eserinde, insanlara olan inancının bitmediğini ve geleceğe daima umutla bakılması gerektiğini anlatır okurlarına adeta. Hiç çözülemeyecek gibi görünen bir veba salgınından ve ümitsiz insanlar arasından sıyrılıp ümide tutunan bir takım yürekli insanın hikâyesidir.


Hayvan Çiftliği

Dünya edebiyatında eleştiri türünde en başlarda gelen bu eser George Orwell tarafından kaleme alınmıştır. Hayvan Çiftliği, bir çiftlikteki hayvanların sahipleri olan insanlara başkaldırıp yönetimi devralmalarıyla başlar. Kendi özel devrimlerini yapmış olan bu hayvanlar, çiftliğe “hayvan çiftliği” adını verirler. Kendilerine yapılan haksızlığa son verip eşitlikle bezeli bir çiftlik yönetmeyi hayal ederler. Ancak okuyanlar, kitabın ilerleyen sayfalarında işlerin nasıl garipleşeceğini gözlemleyecektir. Önemli sosyolojik ögeler barındıran eser, aynı zamanda politik eleştirilerle doludur.


Suç ve Ceza

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin unutulmaz eserlerinden olan Suç ve Ceza, birçok yönden başyapıt denebilecek bir eserdir. Kitap, toplum içerisindeki gelir adaletsizliklerini, haksız zenginlik ve fakirliği, yoksulluğun güçlüklerini ve iyi insan- kötü insan arasındaki ince çizgiyi gözler önüne sermektedir. Romanın başkahramanı Raskolnikov isimli genç bir hukuk öğrencisidir. Yoksul bir yaşam sürmektedir. Hatta bu yüzden okulunu bile bırakmak zorunda kalmıştır. Bu yoksulluk onu tefeci bir kadına borçlandırmış, en sonunda elindeki bütün varlığını bu tefeci kadına kaptırmıştır. Zamanla yaşadığı buhran onu, tefeci kadının herkese zararı olduğuna ve onu öldürürse herkese iyilik yapmış olacağına inandırır. Bir gün tefeci kadını ve kadının cinayete şahit olan kız kardeşini baltayla öldürür. Romanın devamında Raskolnikov’un suçluluk duygusunu ve vicdan azabını en etkin şekilde görmekteyiz.


Puslu Kıtalar Atlası

Roman, İhsan Oktay Anar’ın ilk kitabıdır. Türk edebiyatı için oldukça farklı ve önemli bir roman olma özelliği taşımaktadır. Özellikle karakter yapıları, olay örgüsü, felsefi ve düşsel denebilecek bir anlatım yapısı ile okuduğunuz birçok romandan farklı olduğunu göreceksiniz. Romanın kahramanı Uzun İhsan Efendi ve oğlunun başından bir dizi sıra dışı olay geçtiğine tanık olursunuz. Farklı karakterlerle karşılaşırsınız ve düşle gerçek arasındaki perde git gide silikleşir.


Serenad

Serenad, Zülfü Livaneli tarafından yazılmış roman türünde bir eserdir. Romanda geçmişle günümüzün iç içe geçmişliğini, geçmişte yaşanan tarihi gerçeklerin şiddetini gözlemlemekteyiz. Roman, Maya isimli bir üniversite yetkilisinin, Türkiye’yi ziyarete gelen Alman bir profesörü karşılamasıyla başlar. Bu karşılaşmadan sonra yaşananlar, geçmişe ışık tutan cinstendir. Zaman yolculuğu tadındaki bu kitap, sizlere geçmişteki sırların nasıl açığa çıktığını gösterir.


Kuyucaklı Yusuf

Sabahattin Ali tarafından kaleme alınmış bu roman türündeki eserde, başkarakter Kuyucaklı Yusuf’tur. 9 yaşında ailesini kaybetmiş olan Yusuf, Nazilli kaymakamı Selahattin bey tarafından evlat edinilir. Kaymakamın kızı Muazzez ile aynı evde büyümüş ve ilerleyen yıllarda da ona karşı daha romantik hisler beslemeye başlamıştır. Türk edebiyatındaki en romantik karakterlerden olan Yusuf’un yaşamdaki mücadelesini ve sevdiği kadın için yapabileceklerini kitapta okuyabilirsiniz. Yusuf’un topluma karşı naif duruşunun yanında, sevdanın dolambaçlı yollarında gezişini okurken, kendinizi trajik bir sona adım adım giderken bulacaksınız.


Mai ve Siyah

Halit Ziya Uşaklıgil tarafından yazılan bu eser, batılı anlamda yazılmış ilk teknik roman olarak kabul edilir. Bu eserde Ahmet Cemil, babasının vefatının ardından annesi ve kız kardeşine bakma konusunda yetkiyi devralan bir adamdır. Ufak tefek tercümanlık işleri yaparak aileyi geçindirmeye çalışır. Mavi bir gecede işlerinin arttığını, bir kitap yazdığını ve bu kitabın çok satıp kendisini zengin ettiğini, bu sayede de gizli sevdası Lamia ile evlendiğini hayal eder. Ancak işlerin istediği gibi gitmediğini, hayallerinin gerçekleşmediğini, siyah bir gecede idrak edecektir.


Çalıkuşu

Çalıkuşu, üzerine diziler ve filmler çekilen, hakkında çokça konuşulan ve yazılan bir eserdir. Reşat Nuri Güntekin tarafından kaleme alınmış bu eserde, annesi vefat etmiş olan Feride, teyzesi tarafından yatılı okullara gönderilip büyütülür. Teyzesinin oğlu Kamran’a içten içe sevdalı olan Feride, onun başka bir kızla birliktelik haberini alınca, bulunduğu yerden ayrılır ve Zeyniler isimli köye öğretmen olarak gider. Kitapta genç öğretmenin görev yaptığı köydeki macerası ve Kamran’a olan sevdası oldukça etkili biçimde anlatılmıştır.


Sinekli Bakkal

Halide Edip Adıvar tarafından kaleme alınan bu eser, çok önemli toplumsal meselelere değinmekte, okuyucusuna bir Doğu ve Batı karşılaştırması örneği sunmaktadır. Kitapta Rabia isimli genç kız, imam olan dedesi tarafından büyük bir özenle yetiştirilmiştir. İmam dedesi kendi kızının, istemediği bir adamla evlenmesine engel olamasa da, torununu iyi yetiştirmekte kararlıdır. Çok güzel bir sese sahip olan Rabia; Vehbi Dede isimli bir Mevlevi şeyhinden ve Pregrini isimli bir İtalyan piyano hocasından dersler alır. Bu iki karakter üzerinden sık sık Doğu-Batı karşılaştırmasına şahit olduğumuz Rabia’nın hayatına bir de aşk girecektir.


Eylül

Mehmet Rauf’un yazdığı Eylül, Türk Edebiyatında ilk psikolojik roman olma özelliği taşımaktadır. Kitapta, Süreyya Bey ile evli olan Suad Hanım ve onun gizli sevdası konu edilir. Süreyya’nın halasının oğlu Necip, eve girip çıktıkça Suad’a aşık olmuştur. Suad da ona karşı aynı duyguları hissetmektedir. Ancak ikisi de Süreyya Bey’i aldatamazlar ve bu aşklarını içlerinde yaşarlar. İçlerinde büyüyen bu sevda onlara büyük acılar çektirir ve romanın sonunda trajik bir olay bizleri karşılar.

-Tuğçe Karayel